Hayatı, kendimizi, karakterimizi, çevremizdekileri, çevremizde olmasını istediklerimizi, nefret ettiklerimizi, anladıklarımızı, anladığımızı zannettiklerimizi, anlamadıklarımızı tanımlarken genel geçer sıfatları kullanırız. Bu sayede kolaylaştırırız işimizi. Genel geçer sıfatlarla kategorize ettiklerimizi algılamak ve anlatmak onları başkalarına genellikle daha kolaydır. Hemen hemen hepimiz çevremizdekiler için iyi veya kötü sıfatlarını ceplerimizde taşırız mesela. Ve belki de farkında olmadan ağır bir sorumluluk yükleriz ‘iyi’ diye tanımladıklarımıza. Çünkü ‘iyi olmak’ ‘kötü olmak’tan her zaman daha zordur. Bunun asıl sebebi, ‘iyi’nin kendini terbiye etmiş ve geliştirmiş olmasından çok, bu terbiyeliliği her zaman muhafaza etmek zaruriyetidir. Zira kötünün dengesizliği başkaları tarafından daha doğal ve algılanabilirdir. Hatta bu dengesizlik, ‘kötü’nün bizzat karakteristik özeliklerinden birisi olarak bile kabul edilebilir. Oysa ‘iyi’nin davranışlarında süreklilik arz etmek gibi bir yükümlülüğü vardır…

‘Eee?’ diyorsunuz belki bazılarınız. ‘Eee’ si falan yok aslında, söylemek istedim sadece. Çevremdeki ‘iyilerin’ düştüğü duruma canım sıkıldı biraz. Biraz da kendi halime muhakkak… Sayın ‘iyiler’, sikdir edin başkalarının sizin hakkınızda neler beklediğini. Bazen kötü şeyler yapmaktan alıkoymayın kendinizi. Bu sizi kötü yapmaz merak etmeyin. Ara sıra, diğerlerinin düşünmesini sağlamalısınız: ‘Biz ne yaptık ki , onu bu hale getirdik?’ diye . Aksi halde, size her baktıklarında, iyiliğinizi sonuna kadar hak ettiklerini düşünüp kendi egolarına pay biçecekler sizin çektiğiniz çilelerden. Gelin bugün ‘kötü’ olalım, bu defa ‘onlar’ sorsun kendilerine: ‘biz nerede hata yaptık?’ diye …

i.s.e.

Categories: Deli'ye Takılanlar

Facebook Yorumlar:

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.

deli'nin twitleri