Delirirken 2


Burası çok kalabalık olmaya başladı artık. Rahat bir nefes alabilecek bir yer bile kalmadı neredeyse. Önüm, arkam, sağım, solum, sobe. Oyun oynamanın vakti değil. Ben de çok hevesli değilim zaten oyun oynamaya, sadece aklıma geldi birden. Getirtme aklına böyle şeyleri, sonra gitmeleri zor oluyor. Haklısın. Haklıyım, haklıyız kim bilir belki de onlar da haklıdır. Hayır bu kadar şey yaptıktan sonra haklı olamazlar. İyi peki, sadece biz haklıyız ve bizim gibiler…

Hiç kimseyle bir şey konuşmak istemiyorum ama bunun pek mümkünatı yok galiba. Tamam Cyrano, sen haklısın yeteri kadar cesur değilim. Bir kılıç edinebilecek kadar bile cesaretim yok. Keşke bana ahkam kesmek için kullandığın cesaretin bir kısmını Christian ve Roxane’ya karşı kullansaydın da her şeyi itiraf etseydin. Tamam tamam kızma. Haklısın, mutlaka anlamadığım bir şeyler vardır. Tamam bilmeleri bir şeyi değiştirmeyecekti. Kim bilir belki de değiştirirdi. Dur küsüp gitme hemen… Hala rakı içmeyi öğrenemedin Raskolnikov ve ismin de çok uzun. Buralı olmadığını hemen ele veriyorsun. Tabii ki masamızda sana yer var, hem de masanın en güzel yerini ayırmalıyız sana. Ne de olsa Dostoyevski‘nin hatırı var. Boş ver sen tanımazsın O’nu, eski bir arkadaşımdır benim. Birazdan gelir O da, merak etme tanıştırırım seni de…

Brida‘ya görünmeden çıkmam lazım buradan, hele bir de Balzac‘ a yakalanırsam ‘ayvayı yedim’ demektir. Bütün gecce anlatır başından geçen olayları. Oysa bugün yorgunum. Her şey için, her kelime fazla bir yük oluşturuyor omuzlarımda. Bu gece uzun uzun susmak istiyorum… Seninle de yarın akşam görüşelim Olric. Ama ben hep yanınızda olacağım, biliyorsunuz. Hayır, bu yalan şu an hiç bir şey bilmiyorum…

i.s.e.

Kategori: Öykümtrak

Facebook Yorumlar:

Yorumlar (1)

ise

11 Ağustos 2011 saat 20:05    


@Mehmet B.Durmuş Korkmamak lazım…

Yorum Yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.